Yazar "Neyzi, Leyla" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 6 / 6
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Ben kimim?:Türkiye'de sözlü tarih, kimlik ve öznellik(İletişim Yayınları, 2009) Neyzi, LeylaBen Kimim?” Herkesin kendine bir ara ya da ara ara mutlaka sorduğu soru değil mi bu? Belki de insanın “asıl” sorusu… Leyla Neyzi’yle yaşam öykülerini paylaşan insanlar da bu soruyu soruyorlar, bu “asıl” sorunun ve cevaplarının izini sürüyorlar. Sabetaycı kimliğinin kamusal alanda ve aile içinde gizlenmesine itiraz eden Fatma Arığ… Kurtuluş Savaşı sırasında cephede tuttuğu günlükte Türkiyeli bir Yahudi olarak Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasında kalışını, ironi ve mizahla yenmeye çalışan Yaşar Paker… İzmir yangınını anlatırken kimi zaman kozmopolit geçmişi kimi zaman da Türk milliyetçiliğini olumlayan Gülfem İren… Dedelerinin belleği yoluyla Dersimli kimliklerini yeniden keşfeden Metin ve Kemal Kahraman… Dersim ’38’i yaşam öyküsünün başlangıç noktası olarak alan 1970 doğumlu Gülümser Kalik… Hem kendi toprağında hem de göç ettiği yerde azınlık olan Antakyalı Arap Hıristiyan Can Kılçıksız… Diasporada solcu bir öğretmen çocuğu olarak yetişen ve hem Türkiyeliliğe hem de Hollandalılığa mesafeli duran Özgür Canel… Bu yaşam ve kimlik öykülerinin odağında, “ulusal kimlik” duruyor. Türk ulusal kimliğinin nasıl aynı anda kapsayıcı ve dışlayıcı olduğunu görüyorsunuz.Öğe Birbirimizle konuşmak:Türkiye ve Ermenistan'da kişisel bellek anlatıları(DDV İnternational, 2010) Neyzi, LeylaKitap, Ağustos 2009 ile Şubat 2010 arasında Ermenistan ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yürütülen Ermenistan-Türkiye Uzlaşım Sürecine Katkı Olarak Yetişkin Eğitimi ve Sözlü Tarih Çalışması başlıklı araştırma projesinin ürünü. Sözlü tarih yöntemi kullanılarak hazırlanan kitap, her iki ülkede halktan insanların hikayelerini içeriyor. Mülakatları Ermenistan’ın Dilijan kentinde düzenlenen yaz kampında sözlü tarih becerileri ve metodolojisi üzerine eğitim alan öğrenciler yürüttü. Bu eğitim çerçevesinde katılımcılar, sözlü tarih yoluyla, sıradan insanların bugünün bağlamında geçmişe anlam vermek için tarihsel olayları nasıl anlattıklarını araştırdılar. Geçmişin hatırlanmasında farklı kaynakların kullanıldığı, kişilerin kendi deneyimleri ve anılarının yanı sıra,“sonradan oluşan bellek” (eski kuşaklardan aktarılan anılar), tarih ve medya gibi başka kaynakların da katkıda bulunduğu bu araştırmada, Türkiye ve Ermenistan’da farklı geçmişlerden ve bölgelerden kişilerle mülakatlar yapılıp bu kişilerin yakın tarihi nasıl hatırladıkları ve yeniden kurguladıkları belgelendi. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde (“Keşke Gitmeselerdi”: Türkiye’de Ermenileri Hatırlamanın Ağırlığı), Sabancı Üniversitesi’nden Leyla Neyzi tarafından derlenen Türkiye’deki araştırmanın sonuçları sunuluyor.. İkinci bölümde ise (Kimi affetmek? Neyi affetmek?), Hazarashen Ermenistan Etnografya Çalışmaları Merkezi’nden Hranush Kharatyan-Aragelyan’ın Ermenistan’da yürüttüğü araştırmanın sonuçları yer alıyor.Öğe İstanbul'da hatırlamak ve unutmak:birey, bellek ve aidiyet(Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2011) Neyzi, Leylaİstanbul'da kaç İstanbul var? Aralarında uçurumlar bulunan semtlerin kentin bütününü kavrayışları kadar, farklı kuşakların "İstanbul" imgeleri de çok çeşitli bir görünüm oluşturuyor. Bir yandan göç olgusu, diğer yandan kent evreninin dönüştürücü ve çok parçalı prizması... İstanbul değişiyor, hem değiştiriyor. Ve bu değişim içinde hatırlamak ve unutmak kavramları; bireyin bellek ve aidiyet sorunları çok farklı anlamlar yüklenebiliyor.Leyla Neyzi'nin, 1995-1999 yılları arasında İstanbul'da farklı kuşak ve çevrelerden kişilerle yaptığı sözlü tarih görüşmelerinden oluşan bu kitap, bireyin zaman ve mekanı arasındaki sınırları belirsiz alanda, biyografiyle tarihin buluşma noktalarında benliğin izini sürüyor. Bu kitapta yer alan 37 görüşmenin ve onlara eşlik eden fotoğrafların içinde gezinirken, tarih sıcacık, insani bir boyut alıveriyor, bir "Büyüklere Masallar" kitabı tadında bizi sarıyor bizi ve kendi özel tarihimizin de hikayesini buluyoruz satır aralarında. Ahmed Hamdi Tanpınar'ın dediği gibi: Bizim için nasıl olsa miras, ne mazidedir, ne de Garp'tadır; önümüzdeki çözülmemiş bir yumak gibi duran hayatımızdadır.Öğe National education meets critical pedagogy: teaching oral history in Turkey(2019) Neyzi, LeylaIn this article, I reflect on teaching oral history in a society with a centralized education system that inculcates a hegemonic national(ist) history. I suggest that the commitment to academic freedom and liberal arts education at Sabanci University, a private university in Turkey, encourages the teaching of in-terdisciplinary and research-oriented courses that critical pedagogy inspires. I show that while oral history is relatively new and weakly institutionalized in Turkey, recent interest in and growing debates about the past have led to growing demand for oral history. Using examples from the classroom, I argue that oral history teaching has enormous potential for addressing the silences and controversies in Turkey's past. I show that the practice of oral history allows students to rethink the learning process, debate public history, reconsider their relations with others, and reflect on their own past and current subjectivities. Describing the contraction of the public sphere in Turkey in the last two years, I discuss the limits of the oral history classroom as a microcosm of society. I suggest that despite (or because of) these limitations, oral historians may develop creative new ways to continue teaching and collaborating with their studentÖğe Oral history and memory studies in Turkey(2010) Neyzi, Leyla; Kerslake, Celia (editör); Robins, Philip (editör); Öktem, Kerem (editör)[Özet Yok]Öğe "Özgürüm ama mecburiyet var" Diyarbakırlı ve Muğlalı gençler anlatıyor(İletişim Yayınları, 2013) Neyzi, Leyla; Darıcı, HaydarGençler Türkiye’de yakın geçmişte yaşananlar hakkında ne düşünüyorlar? Özellikle otuz yıla varan savaşın şiddet ortamı, onların zihninde nasıl bir tortu bırakmış? Asıl önemlisi, Türkiye’nin Doğu’sundaki ve Batı’sındaki gençler, Türkler ve Kürtler, birbirleri hakkında ne düşünüyorlar? Diyarbakırlı ve Muğlalı gençlerle yapılan derinlemesine söyleşilerde, birbirini anlamanın haritası seriliyor önümüze. Önyargıların, kaygıların, öfkelerin, kitlenmelerin ama aynı zamanda empatinin, dostluğun, alışverişin haritası… Birbirini ve ötekini tanımanın insanı nasıl genişlettiğine dair, genç seslere kulak vermek için…